YANLIŞLARLA BELİRLENEN SONUÇLAR

Nuran Yıldız nuran@nuranyildiz.com

Normal bir ülkede seçim sonuçlarını tarafların yaptığı doğrular belirler. Bizde, 2023 seçim sonuçlarını yapılan yanlışlar belirledi.

Seçimden bir gün önce Instagram okurlarımla paylaştığım videonun ilk cümlesi şöyleydi:

“Siyasi olgunluk düzeyimizin ne olduğunu bilmiyorum, ama seçmen olgunluk düzeyimizin pek çok ülkeden ilerde olduğunu biliyorum.”

Öyle de oldu.

Hem yüksek katılım oranı, hem yüksek beklentilerin gerilimine rağmen sonuçları sağduyu ile karşılama bir çok ülkeye ders verir nitelikteydi.

Ateşe benzin taşımalarıyla mahir kimi yurt dışı odaklar, Türkiye’de seçimlere dair kaos beklediklerini hiç utanmadan açıklarken, Türkiye kendilerine uygarca yanıt verdi.

İnsanlarımızı düşmanlaştırarak kaosa götürmek isteyenler hayal kırıklığına uğradı.

Seçmenimiz bu seçimden yüz akıyla çıktı.

Ülkemizde, kazananın başarıyı kendisinde, kaybedenin başarısızlığı kendisi dışında herkeste görme alışkanlığı var.

Siyasi tıkanıklığın en önemli nedeni bu.

Bu nedenle, seçimin sonuçlarından çok sürecini konuşmak gerekiyor;

Kabul edilmeli ki, seçimleri AK Parti ve Erdoğan’ın 21. yılda yine birinci bitirmesi büyük bir başarı.

Yüksek enflasyona, hayat pahalılığına, cumhurbaşkanlığı sisteminin tıkanıklıklarına, tarihin en yıkımlı depremine rağmen kazanılan başarıyı doğru değerlendirmek gerekiyor.

İnsanların romantik istekleri olabilir ancak seçim sonuçları sert bir realitedir.

Erdoğan’ın başarısının ardında kendisine duyulan güven ve özellikle “milli savunma” atılımları var. Ancak en az onlar kadar, muhalefetin yaptığı büyük yanlışlar da var.

Ekonomi yönetimine güven vermekten uzak isimleri getirmiş olması, Mehmet Şimşek gibi önemli bir kozunu İstanbul’da değil de Batman’da vitrine koyması ilk turda net şekilde kazanmasını engelledi.

Seçim öncesi akşam, Ayasofya’ya büyük bir kalabalıkla değil, tek başına gitmiş olsaydı farkı artırabilirdi.

Seçim kampanyasının dağınıklığı, konseptin yanlışlığı ve hatta konseptin olmayışı da oy oranını düşürdü.

Erdoğan’ın miting meydanlarında eski Türkiye görüntüleri vererek kendi kendisinden rol çalması da oy oranını düşürdü.

Büyük şehirlerde oylarının azalması üzerine acilen düşünmeleri gerekiyor. İşe il teşkilatlarını yeniden yapılandırmasıyla başlanmalı.

Oy vermeyen kitlenin gerekçelerine/korkularına cevap verecek bir iletişim dili geliştirmiş olsalardı Kılıçdaroğlu bu oranı bile yakalayamazdı.

Kuşkusuz ki Erdoğan’ın başarısında kendisine kayıtsız şartsız destek veren MHP ve Bahçeli’nin etkisi büyük.

Bahçeli’nin tahminlerde yer almayan oyunu yükseltmesi de tam bu noktada önemli. Bahçeli’nin üslubunu eleştirenler, milliyetçi siyasette ideolojinin, liderin iletişim becerisinden çok daha değerli olduğunu atladılar.

Seçim sonuçları CHP açısından ise son derece vahimdir.

Siyasi hatalarının yanına yüzde 44’lük bir seçmenin hayal kırıklıklarını da eklemeleri gerekecek.

CHP küresel ölçekte ne seçmen davranışlarını ne de siyasi trendleri okuyabiliyor.

“Milliyetçiliğin”, “sahiciliğin”, “sosyal devlet”in yükseldiği bir dünyada, aslından uzaklaşıp Atatürkçüleri tasfiye ederek, neoliberal politikaların temsilcileriyle aynı masaya oturmak derin bir siyasi körleşmedir.

“Bahar gelecek” sloganının Ortadoğu’yu kan gölüne çeviren “Arap baharı” mesajını çağrıştırması nasıl açıklanabilir?

Son hafta “bahar gelecek” konseptli pembe çiçekli ağaçlarla başlayan kampanyanın siyaha giden “karanlıklar şövalyeleri” afiş ve billboardlarındaki tezatın açıklaması olabilir mi?

Ekonomiden depreme yaşanan çok olumsuz koşullara, iktidarın yorgunluğuna, medyanın ve uluslararası karar vericilerin desteğini arkasına almasına, sosyal medyayı kaplamasına rağmen seçim kaybetmek zor olandı.

Yavaş ve İmamoğlu gibi iki güçlü ismi sahaya sürmesine rağmen iki seçim arasında sadece yüzde 2,5 oy artırmış olması skandal bir yenilgidir.

Aylar önce kaç kez yazmıştım, “o masadan ilk kalkması gereken CHP’ydi”, o yazılarımı hatırladınız mı?

Testi kırılınca akıl vermiyorum, testinin kırılacağını aylarca öncesinden yazıyorum, diğer yazarlardan farkım bu. Bana “Kassandra” denmesi boşuna değil.

 Tarihine aykırı şekilde masadakilere teslim olarak Atatürkçüleri dışlaması, FETÖ adaylarını listeye koyarak gerçek CHP’lileri küstürmüş olması siyaset bilmemekle açıklanabilir mi? Açıklanamaz.

Oyları yüzde 1 bile olmayacak ortaklara 40 milletvekilliği vermiş olmanın faturasını kendisi değil, kendisine umut bağlayan seçmen ve Türkiye siyasi hayatı ödeyecek.

Siyasette 2+2’nin artık 4 etmediğini 22 Kasım 2022’de yazmıştım. 3 ya da 5 edebileceğine son eklenenlerin karar vereceğinden söz etmiştim.

2018’de CHP adayı Muharrem İnce yüzde 30,67 aldı. Kılıçdaroğlu 10 civarında partiyle yüzde 44,9 aldı. 2018’de kendileri aday çıkaran İyi Parti’nin yüzde 10’unu, YSP (HDP)’nin yüzde 11’ini Kılıçdaroğlu’ndan düşün, geriye kalan yüzde 23,9! Yani CHP’nin kemik seçmeni. Bir tık oy artırma yok.

Mezhepsel tartışmalara hep karşı duran CHP’nin genel başkanının “Aleviyim” açıklaması akıl alır gibi değildi.

“Yurtta Sulh Cihanda Sulh” diyen Mustafa Kemal’in kurduğu partinin seçimden üç gün önce Rusya’ya parmak sallaması da, Türkiye’nin KKTC’den çekilmesini savunması da siyasi akıl tutulması!

Seçim sonuçlarını doğru okumadan ve gerektirdiği siyasi faturaları ödemeden ilerleme mümkün değildir.

Kıssadan hisse;

Bir: Seçime giren tüm siyasi partiler (MHP hariç), ciddi bir özeleştiri yapmazlarsa yerel seçimlerde yerle bir olurlar ya da tam tersi, ciddi özeleştiri yapanlar kazanırlar.

İki: Bu seçimin kazananları Erdoğan, Bahçeli, Sinan Oğan, sıfıra yakın oy oranıyla 40 vekil kazanan Gelecek, Deva, Saadet ve DP, kaybedenleri ise Kılıçdaroğlu, Meral Akşener, Ümit Özdağ, Mustafa Destici, YSP (HDP), TİP, kamuoyu şirketleri ve medyadır.

Üç: Seçmenin kafası zaten karışıkken onun ancak basit ve tek bir mesajla yakalanabileceği gerçeğini kabul etmek gerekir.

Dört: Yeni dünyada rakamlar insan davranışlarını açıklayamaz. O nedenle zaten seçim sonucunu da bilemeyen kamuoyu şirketlerine ödenecek bütçe “şarlatanlık” kaleminden olmalıdır.

Beş: Parti teşkilatları adam kayırmacılıktan kurtulup emek verenlerle yeniden organize edilmelidir.

Altı: Bir yarışta rakipleri reddeden bir dil benimseyip, anlamaya çalışmayan herkes son kertede kaybetmeye mahkumdur.

Tüm yazılarını göster