NATO’nun ‘akıllı alçaklığı’

MALUMUNUZ; iki gündür haklı olarak kıyamet kopuyor. Ülkemiz, daha önce yaşanmadık bir skandal krizle karşılaştı. Hem de ‘çok sevgili dostlarının’ olduğu ve üyesi bulunduğu, ‘müttefikler’ kulübü NATO kaynaklı.

TAM NE OLDU?

NATO’nun Norveç’teki Trident Javelin isimli komuta kontrol tatbikatında Cumhuriyetimizin kurucusu yüce Atatürk’ün ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ‘düşman taraf’ gösterildiği ortaya çıktı. Bilgisayar tabanlı tatbikatta Atatürk’ün fotoğrafı internetten alınarak ‘düşman kampa’ yerleştirildi. Norveç Ordusu’ndan bir sivil personel de simülasyon sanal sohbet mecrasında ‘Recep Tayyip Erdoğan’ adlı sahte hesap açtı. Erdoğan’ın ‘düşman ülke liderleriyle’ yakın işbirliğinde olduğu ifadeler kullanıldı. Türk subayların dikkatiyle ortaya çıkan skandalın ardından Türkiye tatbikattaki 41 askerini geri çekti.

AB GİBİ SAMİMİYETSİZ

Sonrasında dediğimiz gibi kıyamet koptu. NATO’dan, Norveç’ten en üst seviyelerde özür geldi. Mesajlar ve telefonların ardı arkası kesilmedi. Ne yalan söyleyeyim, bunları bizim terör saldırıları yaşadığımız günlerde her tür teröre destek veren AB’nin bize gönderdiği ‘Acınızı paylaşıyoruz, çok üzgünüz’ mesajları kadar samimiyetsiz buldum.

ASIL KRİTİK NOKTA

Zaten çoğumuz şaşırmadık. Neyse şimdi meselenin kritik bölümlerine gelelim;

Herşeyi en ince ayrıntısına kadar hesaplayan, bir füzenin sapma açılarını analiz eden NATO böylesine bir rezaletler silsilesini atlayacak...

BU KADAR ATLANIR MI?

Hadi Atatürk’ü atlayacak, ardından bir de Erdoğan’a bu terbiyesizliği görmeyecek. Ya da tam tersi; Erdoğan’ı atlayacak ardından bir de üstüne Atatürk’e bu saygısızlığı yapacak.

Tatbikatın zaten dijital ortamda ve küçük ölçekli olması da hata olmaması gerektiğini daha zorunlu hale getiriyor. Ki, NATO’da bu tür aktivitelerin denetim sisteminin ne kadar iyi olduğu bilinir. Hele, Norveç’in özrü kabahatinden büyük ‘Şu kökenli bu kökenli, şuralı, buralı bir görevliymiş’ demesi de ayrı bir gaftır.

AKSİNE DAHA ÖNEMLİ

NATO’dan en üst düzeyde resmi özür geldi. Tatbikat küçükmüş, dijital ortamdaymış deyip geçmeyin. Çünkü yeni dünyada artık ordular arası siber savaş ve sanal ortam simülasyonları artık daha da bir önem kazanmış durumda.

‘ALÇAKLAR AMA DÜŞMANLIKTA AZİMLİ VE AKILLI ALÇAKLAR

Cumhurbaşkanı Erdoğan dün NATO krizine dair yaptığı açıklamada, “Bazı yanlışlar vardır ki onları aptallar değil ancak alçaklar yapar. Bu da işte böyle bir hadisedir. Bu terbiyesizliği NATO içinde bir süredir varlığını müşahede ettiğimiz çarpık bir bakış açısının dışa vurumu olarak anlıyorum” dedi. Önemli ve doğru bir açıklama.

Ancak, nacizane ufak bir ekleme yapmak belki mümkün olabilir. Doğrudur; Yanlışları alçaklar yapar ama bu alçakların aynı zamanda çok akıllı olduğunu ve Türkiye’ye karşı bu emellerinden de asla vazgeçmeyeceğini unutmamamız gerekir. En az onlar kadar akıllı olmak durumundayız. Komplo teorileri ya da populizmle birbirimizi doldurup kızgın körler haline gelmeden sağduyu ile milli düşünüp bize yakışan şekilde hareket etmeliyiz. Aynı zamanda da sakin ve tek ses olmalıyız.

HER YERİ HERŞEYİ DENERLER

Bugün NATO’dan bir krizden, yarın ise başka noktalarımızdan vurmaya çalışacaklardır. Tıpkı defalarca örneklerini gördüğümüz gibi. Bugünlerde Türkiye’ye yönelik her tür karşı hamle devam edecektir. Uyanık olmakta fayda var. Çünkü bu düşman kafanın Türkiye’ye karşı elinden geleni ardına koymadığını herkes bilir.

‘BEDELİ ÖDER’ TEHDİTLERİ

Açın bakın son 2 aydır NATO ve batıdan başta S-400 alımına tepki olmak üzere gelen açıklamalara. Açıkça lafı hep mealen nereye getirmişler biliyor musunuz? ‘Türkiye bedelini öder’. Size tavsiyem, hep tarih okuyun. Mesela, Türkiye’nin Suriye, Irak ve İran ile yaşadığı geçmiş dönemki gerginliklerde, bir üye olarak istediği hava savunma füzelerine NATO’nun nasıl ağırdan aldığını. Sonra da yangından mal kaçırır gibi füzeleri bizden hemen geri aldığını hatırlayın.

NATO GENERALİNİN TEHDİDİ

NATO’ya dair son dönemde bizi bu skandalla ilgili şaşırtmaması gereken o kadar çok örnek var ki. Bakın; NATO Askeri Komite Başkanı Çek Kökenli General Petr Pavel ne demiş kısa süre önce; ‘Her ülke kendi savunma kararını vermekte özgürdür. Ancak, Türkiye'nin S-400 sistemini almayı planlaması, Ankara'nın NATO müttefikleriyle entegre hava savunma sisteminin bir parçası olmasını engelleyecektir Savunma ekipmanı konusundaki bağımsızlık oldukça açık fakat ülkeler seçimlerinin de sonuçlarına katlanmak zorundadır.''

SAPMA AÇILARINI BİLE ANALİZ EDEN NATO

Sağolsun sevgili dostumuz Osman Diyadin de alıntı yapmış. Dün Twitter'da yazdığım cümle aynen şöyleydi: ‘Bir füzenin sapma açısını bile binbir titizlikle inceleyen #nato‘nun önce Girit’te Türkiye’ye saldırı tatbikatı yapması, ardından Atatürk ve Erdoğan’ı düşman tanımlaması kötü niyetten başka bir şekilde tanımlanamaz.’

1400’e yakın "rt" aldı, 3 bine yakın da beğeni. Mesele twitin başarılı olması değil. Böyle kompleksler bizden uzak dursun. Bunu zaten herkes yazıyor, herkes yapıyor.. Bir başarı değil. Bunlar gelir geçer. Ama, bu twite destek verenlerin profillerinin dağılımına baktığımızda toplumun birbirine zıt kesimlerini içinde barındırması. Yani hep bu köşede söylediğimiz ‘içeride kavga etsek de dışarıda milli konularda ortak paydada buluşalım’ çağrımızın aslında bu ülkede içinin ne kadar dolu ve zinde olduğunu göstermesi. Bu ülkenin kurucusu yüce Atatürk’e ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hakarete göz yuman NATO bu rezaleti ile bilmeden birşeyi harekete geçirdi: Bu büyük millet kendisine yönelik bir düşmanlık olduğunda tek ses olur.

Bu açıdan CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun açıklamasında NATO’ya karşı duruşu da önemlidir. Zaten bu krizde vatanını gerçekten sevenler hangi görüşten olursa olsun bu paydada buluştu. İçinde vatan sevgisi olup da yine de kendinden olmayan herşeye herkese karşı nefreti olanların da, komplo teorilerinde boğulanların da zamanla bunu anlayacaklarını ümit ediyoruz.

SAKIN ŞAŞIRMAYIN

Bu krizde, NATO’ya falan sakın şaşırmayın. Bu ülkenin altını oyanlara da, ulusal düşmanlarımıza da şaşırmayın. Onlar ‘üzerlerine düşen’ görevini yapıyor. Asıl önemli olan bizim elele verip bu ihanet çemberlerine karşı neler yapacağımız. Akılla, elele verip milli meselelerde tek vücut olarak dışarıya nasıl bir duruş sergileyeceğimiz.

Dediğimiz gibi, içeride kavgalarımızı sonra ayrıca ederiz. Ama önce milli meselelerde beraber hareket edebilmek. Evet bugün bu ülkede giderek tırmanan toplumsal bir kamplaşma var. Birbirine karşı tahammülsüzlük artıyor. Kimse kimseyi dinlemiyor.

Ama en azından Türkiye’nin karşısındakilerin nasıl organize olduğuna bakıp biraz daha akıllıca davranmamız gerekmez mi?

En güzel ülkemizin olsun. Olacak da... Yeter ki biz akılla davranalım...

Son bir not... Önümüzdeki dönemde Türkiye’ye ardarda üst düzey ziyaretler başlarsa da şaşırmayın. Bu da meselenin diğer ilginç yönü. Onu da zamanı gelince konuşuruz.

Esen kalın.

Tüm yazılarını göster