İnandı'nın yardımcısı Kırgızistan'dan kaçtı

Ceyhun Bozkurt oceyhunb@gmail.com

FETÖ’nün Kırgızistan’da ikamet eden Orta Asya sorumlusu Orhan İnandı’nın MİT’in son derece başarılı operasyonuyla yakalanıp Türkiye’ye getirilmesi ve adalete teslim edilmesi sonrasında örgütte yaşanan panik malumunuz. Çünkü İnandı, bu terör ve casusluk örgütünün kritik isimlerinden biri. Siz bakmayın FETÖ militanlarının “o bir öğretmen, eğitimci” diye feveran ettiklerine. Örgütün en kritik elemanlarının eğitimcilerden oluştuğunu bildiğimiz için, İnandı’nın da eğitimci kimliğiyle örgütte yaptığı görevi tahmin etmek kolay değil. Örgütün, Kırgızistan yapılanmasında da eğitimciler en önemli görevi yapıyorlar.

Orhan İnandı da gerek 2001-2017 tarihleri arasındaki FETÖ Kırgızistan Sorumluluğu gerekse de 2017’den yakalandığı tarihe kadar Orta Asya İmamlığı süresince eğitimci kimliğiyle değil, örgütün faaliyetlerini gerçekleştirdi. Basına da yansıdığı üzere bu FETÖ elebaşı;

- Örgütün Kırgızistan, Azerbaycan, Kazakiskan, Türkmenistan, Tacikistan ve Özbekistan’ı içine alan alanın sorumluluğunu yapmakta,

- En sonuncusu bu yılın Mart ayı olmak üzere sık sık Pensilvanya’daki teröristbaşının yanına giderek talimatlar almakta,

- Örgütün üst düzey elebaşları Mustafa Özcan, Naci Tosun, Barbaros Kocakurt gibi isimlerle sürekli irtibat kurmakta,

- Aralarında Mustafa Özcan ve Bank Asya eski Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çelik’in de bulunduğu 25 üst düzey FETÖ mensubuna yasadışı yollardan Kırgızistan pasaportu temin etmektedir.

İnandı yine çok sayıda eylemin içindedir.

Hatta İnandı’nın sorumluluğunu yaptığı terör ve casusluk örgütlenmesi Kırgızistan’da eğitim kurumları üzerinden o kadar etkin hale gelmiştir ki, 2 yıl önce Ramazan ayında Kırgızistan Müftüsü’nün verdiği iftar yemeğinde Türkiye’nin Bişkek Büyükelçisi Cemil Kamil Fırat ile aynı masaya oturtulmak istemiş, Büyükelçimiz bu durumu görünce “Ya Türkiye’yi seçersiniz ya da teröristleri” şeklinde tepki göstererek yemekten ayrılmıştı. Bu olayın detaylarını “Skandal iftarın perde arkası CIA ve Suud’a uzandı” başlığıyla SüperHaber’de yazmıştım. (Bkz. https://www.superhaber.com/skandal-iftarin-perde-arkasi-cia-ve-suuda-uzandi-makale-198844 )

Kumpasa uğradığı dönem MİT’in Asya Bölgesi Başmüşaviri olan Kaşif Kozinoğlu’nun cezaevinden yazdığı mektuplarda da Orhan İnandı ile ilgili önemli bilgiler yer aldı.

Gelelim bizim araştırmalarımızın verdiği sonuçlara…

Kızgızistan, FETÖ’nün en sağlam yuvalandığı ülkelerden biri. Bunda 1990 sonrası bu örgütün Türk dünyasına yoğun sızmasının etkisi var. Yani Kırgız Türklerini suçlamak burada en büyük hata olur. Maalesef o dönem yapılan hata, domino etkisi yaparak 30 yıl sonra bile sorun olarak karşımıza çıkıyor (Bir adım atmadan önce 30-40 yıl sonrasına nasıl bir etkisi olabileceğini analiz etmenin önemi). O günden sonra bu kardeş ülkede bu örgütlenme eğitim kurumları üzerinden ciddi bir örgütlenmeye gitmiş. Hatta o kadar etkili oldular ki, geçen yılın Ekim ayında yapılan parlamento seçimleri sonrasında çıkan olayların neticesinde Cumhurbaşkanı Sooronbay Ceenbekov istifa etmiş, hükümet düşmüş, geçici bir hükümet oluşturulmuştu. İşte o kurulan geçici hükümetin Milli Eğitim Bakanı Almazek Beisenaliev bir FETÖ’cüydü. Beisenaliev, üniversite eğitimi sonrası Kırgızistan’da, Güney Afrika’da ve Türkiye’de FETÖ okullarında öğretmenlik yapmış, FETÖ’nün Bişkek’teki Ala Too (Ala Dağ) Üniversitesi’nde rektör yardımcılığı görevinde bulunmuştu. Uzmanlığı eğitim olmakla birlikte, çalışma alanı Amerika Birleşik Devletleri’nin Orta Asya ve Kırgızistan dış politikası ve FETÖ elebaşı Gülen’in eğitim konusundaki faaliyetleriydi. Bu yönüyle, Amerikan merkezi haberalma teşkilatı CIA’in 1992 yılında FETÖ aracılığıyla Orta Asya ülkelerinde elde etmek istediği etkinliği ve nüfuz alanını temsil eden bir kişiydi. (Nedim Şener, “FETÖ Kırgızistan’da ‘ödülünü’ aldı! Milli eğitime FETÖ’cü bakan”, Hürriyet, 19 Ekim 2020)

FETÖ bu ülkede işte bu kadar etkili.

Ancak son dönemde bu denge değişmeye başladı. Bugün Nedim Şener’in de vurguladığı üzere Sadır Caparov’un Cumhurbaşkanı olmasından sonra bu ülkenin politikalarında FETÖ’ye karşı mücadele yönünde eğilim söz konusu. Caparov’un 9-11 Haziran tarihleri arasında Türkiye’ye yaptığı ziyaret, bu ziyarette Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yapılan görüşmede alınan FETÖ’ye karşı ortak mücadele kararı süreci olumluya çevirdi.

İnandı’nın yakalanmasını sağlayan iklim sadece bununla sınırlı değil.  Örneğin ulaştığımız bazı bilgileri paylaşalım:

CUMHURBAŞKANI’NA KARŞI ÇIKARILACAK İSYANA DESTEK VERECEKLERDİ

Eski Cumhurbaşkanı Atambayev’in arkasında olduğu belirlenen bir ayaklanma girişimi söz konusuydu. Bu ayaklanmanın Eylül-Ekim gibi başlatılacağı bekleniyordu. Bu süreçte İnandı’nın yönettiği FETÖ’nün Kırgızistan ayağı da ayaklanmaya destek verecekti. Yani FETÖ, Kırgızistan’da da rahat durmuyordu. Bakmayın siz Kırgızistan’ın Türkiye’ye nota vermesine. FETÖ’nün Orta Asya Sorumlusu İnandı’nın Kırgızistan vatandaşlığı da bulunmasından dolayı son derece doğal bir işlem. Elbette Kırgız devleti içinde hala kripto unsurları olduğunu da hesaplayalım. Kırgızistan Cumhurbaşkanı Caparov’un önümüzdeki dönemde esas mücadelesi zaten devletin içine sızan FETÖ’cüler ve onların yetiştirmeleriyle olacak. Burada Türkiye, Kırgızistan’a yoğun destek vermeli.

Özellikle ekonomik sorunlarla boğuşan Kırgızistan’a yönelik yatırım hamleleri yapılması, iki kardeş ülke arasında ciddi bir etkileşim sağlar ve bu da FETÖ ile ortak mücadeleye alan kazandırır. Maden, enerji ve gıda alanında yapılacak işbirliği, kardeş Kırgız halkına da olumlu yansıması olacak bir durum. Elbette bunun için de ülkenin ciddi sorunu olan güvenlik sorununun çözülmesi gerekiyor.

Hatırlanacak olursa, geçen Nisan ayı sonunda iki ülke sınırında Kırgız ve Tacik askeri birliklerinin çatışması yaşanmış, çok sayıda Kırgız hayatını kaybetmişti. Türkiye’nin iki ülkenin sorunlarının çözümünde aktif bir rol almasının Kırgızistan’a olumlu yansımaları olacaktır. Ayrıca Kırgızistan ile geliştirilebilecek askeri ve savunma işbirliği de hem Asya çağında elimizi güçlendirecek bir durum oluşturur hem de kardeş ülke Kırgızistan’ın büyük bir sorununun çözümünde elini rahatlatacaktır. Örneğin son derece dağlık bir arazisi olan Kırgızistan’a İHA-SİHA desteği verilmesi, hatta hibe edilmesi, Kırgızistan’a ciddi bir destek olacaktır. Unutulmasın ki, Türkiye ile Kırgızistan’ın yakınlaşmasını en çok FETÖ ve arkasındaki güçler istemeyecektir.

ÖRGÜTTE BÜYÜK PANİK

Bunun işaretleri de görülmeye başlandı. İnandı’nın MİT tarafından yakalanması ve Türkiye’ye getirilmesi, FETÖ’nün genelde Orta Asya özelde de Kırgızistan örgütlenmesinde ciddi bir panik oluşturmuş. Kırgızistan kaynaklarım, İnandı’nın yardımcılığını yaptığı belirtilen ve bu çalışmalarda bir turizm şirketini işlettiği belirtilen FETÖ’cünün Kıgızistan’ı, kaçarcasına terk ettiği duyumlarını aldıklarını kaydetmekte.

Tüm yazılarını göster