HATALI SEÇMEN!

“Seçimi atlattık, artık kafamız rahat…” diyen bir tek ben miydim de bu kadar çok şaşırıyorum, garip garip yorumlara, değerlendirmelere takılıyorum…

Cuma akşamı, bir televizyon ekranında konuşuyordum, sunucumuz CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun bir tv programında olduğunu ve seçim sonuçlarını değerlendirdiğini söyledi.

Elbette seçimin üzerinden geçen bunca günden sonra Sayın Kılıçdaroğlu’nun söyleyeceklerinin çok önemi vardır. Programda olmasam da ben de dinleseydim anında diye hayıflanmadım desem doğru olmaz.

Neyse ki, sonrasında izleme imkanım oldu. Diyor ki, Sayın Kılıçdaroğlu, “Hatalı olan biz değiliz, seçmen…”

Kendisinden daha iyi bir aday olamayacağını, zira masa paydaşı tarafından “kazanabilir” diye takdim edilen isimleri de yanına aldığı, onlarla birlikte mitingler yaptığı halde sonucun bu olduğunu, kazanmak için söylenecek her şeyi söylediğini, gösterilebilecek her çabayı gösterdiğini, gece gündüz çalıştığını, efor sarfettiğini söylüyor ve buna rağmen kazanamamanın sorumlusu olarak da seçmenin yanlış tercihte bulunmasını gösteriyor…

Sayın Kılıçdaroğlu masadan çıkabilecek en iyi aday mıydı, değil miydi tartışmaları artık çok geride kaldı, ancak bir noktada haklı; kim aday olursa olsun neticenin değişmeyeceği ortaya çıktı. Adaylık için alternatif olan isimler de yardımcılık formülü ile sahaya sürüldü, hep birlikte girdikleri bir seçimde yenildiler. Dolayısıyla üçü birden yenilenlerin tek tek ne hükmü olabilir ki?

Onyedi parti birleştiler, her birinin tabanını sağlam tutabilmek ve oyların gevşemesine izin vermemek için hepsine makam mevki vaat ettiler, sonuç bu…

Kredi kartı borçlularına faizleri sileceğiz, borçlarınızı yapılandıracağız, devlet olarak bankalara müdahil olacağız dediler, etkisi ortada…

Depremzedelere evlerinizi bedava yapacağız dediler, ciddiye alınmadılar…

Çiftçiye sms ile buğday fiyatını iki katına çıkarma söz verdiler yine insanlar umursamadı…

138 ilçeye il vaadinde bulundular, seçime bir gece kala ilçeleri sms yağmuruna tuttular yine olmadı…

Kasetlerden, kriminal tiplerden, terör örgütlerinin örtülü ve açık desteklerinden bahsetmiyorum bile…

İkinci tura çeyrek kala milliyetçiliğe sarıldılar, bir partiyi ve eklentilerini daha yanlarına aldılar, yine netice yok…

Fakat Sayın Kılıçdaroğlu, neticeleri köylülere bağlamış ve bunlara verilen 500’er TL ile sonuca ulaşıldığını iddia etmiş…

Aslında sonuç bu cümlenin içinde gizli…

Toplumu tanımayan, Türkiye gerçeklerinden uzak, para ile tele konferans kurduğu Jeremy Rifkin’i danışmanı olarak takdim eden, milletin günlük hayatının, eğitimin bir parçası haline çoktan gelmiş olan telekonferansı ise büyük bir teknolojik yeniliği millete tanıtmak olarak belirten, “Hayatının en büyük projesini” bir A4 kağıdına sığdırıp, orada da Azerbaycan’ı, Zengezur Koridoru’nu iptal eden, Mavi Vatan, Karabağ, Doğu Akdeniz, Suriye, Irak politikalarında milletimizin çıkarlarının karşısında konumlanan, daha evvel her çiftçiye bedava birer traktör vaat ettiklerini ve bunu gerçekleştirmediklerini unutan, PKK/YPG/HDP/YSP ve diğer terör örgütleriyle girdikleri tehlikeli ilişkileri sanki milletin gözünden kaçıracaklarmış gibi perdelemeye uğraşan, beceremeyen, ikinci turda bunu örtmek için müseccel milliyetçilik-ülkücülük tüccarları ile, ATA ittifakının motoru ZP ile ittifak kuran kendisi değilmiş de, köylülermiş gibi davranan birine kim bu ülkeyi teslim edecekti ki…

Demiştim: yenilecek, buna rağmen koltuğa tutunmak için de her çabayı gösterecek.

Şimdi tekraren diyorum, koltuğunda kalmak için seçimlerde gösterdiği çabadan çok daha fazlasını gösterecek…

Bu gerçeklerden uzak siyaset tarzı ne kendisini, ne kendisine umut bağlayanları iflah etmeyecek.

Tüm yazılarını göster