AVA GİDERKEN AV OLMAK…

İyi Parti’de “Hür ve müstakil olarak” seçime girme kararı alındığı günden beri sular durulmuyor…

Karar doğru. Ancak, “tarla sürülmüş”.

Parti elitleri, seçilmişleri İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun kontrolüne girmiş…

Genel Başkanlarının “İkinci Fatih” olarak nitelediği, ablasının yüzünde “Rabbi Yesir” gördüğünü söylediği günlerden itibaren İmamoğlu ile olan temaslar farklılaşmış; ilişkiler genişlemiş ve derinleşmişti…

Hatta İmamoğlu için kendilerinin de belediye başkanı olduğu, çünkü ittifak ile seçtirdikleri vurgusunu her vesile ile yapıp Cumhurbaşkanı adayı olarak ilanları ile de CHP ve Kemal Kılıçdaroğlu ile mesafelendirdiklerini düşünüyorlardı.

Benzer bir muamele de Mansur Yavaş için uygulanmıştı.

Niyet, İmamoğlu, Yavaş ve CHP arasında bir gerginlik ve neticesinde soluğu İyi Parti’de almaları iken, gelişmeler farklı oldu…

İmamoğlu, önce Genel Başkanları Kemal Kılıçdaroğlu’nu tasfiye  ile CHP’yi ele geçirdi; peşinden de İyi Parti’ye ne kadar nüfuz ettiğini göstermeye başladı…

İyi Parti’nin ittifaksız seçim kararını açıkladığı günlerde “İstanbul İttifakı kurar yolumuza devam ederiz” dediğinde, aslında amacı, kastı belli idi.

Aba altından sopa göstermiş, sadece CHP değil İyi Parti üzerindeki gücünün anlaşılmasını da istemişti.

Fakat herkes bunu şöyle anladı: Meral Hanım ile ittifak görüşmeleri ve bazı yerlerin İyi Parti’ye bırakılması karşılığı bir yerde buluşmaları…

Bu yönde pek çok girişim oldu. PKK’nın gölgesini taşıyan partinin de işin içinde olması İyi Parti için bir handikap idi elbette.

Bundan daha önemlisi ise yine 2019’daki gibi hiçbir şey almadan seçimden çıkma kaygısıydı…

Tabanı bu kadar hazır hale getirip, altılı masa ve görünmez ortaklıklar etrafında buluşturup, yola çıktığınız tüm değer ve dengeleri aşındırırsanız elbette farklı bir sonuç ortaya çıkmaz…

Nitekim, İyi Parti şimdi bir yerde kuruluşundan itibaren yaptığı yanlışların bedelini ödüyor.

Siyasette her eğilimden insanı bir araya getirmek takdire şayan bir beceri, başarıdır ama bir arada tutabilmek daha büyük başarıdır.

Birbirine benzemezleri bir araya getirmeyi başardılar.

Bir potada yoğuramadılar.

Aynı fikir ve ideallerde birleştiremediler.

En önce idealistleri yitirdiler.

Peşinden pragmatistleri kaybettiler.

Önemli bir kısmının ise buluşmayı umdukları pota büyükşehir belediyelerinin kendilerine açacağı/açtığı alan idi…

Hür ve müstakil kararı  ile de bu amaçla gelenlerin istifa tehdit ve tacizleri ile karşı karşıya kaldılar…

Tüm bunlara rağmen “hür ve müstakil” doğru bir karar… Geç alınmış bir karar…

Hiç alınmasa idi ortada parti kalmayacağını da gösteren bir karar. 

Tüm yazılarını göster